Kim Bilir
Ben o sıralar arabayla çorbacının önünde durmuş çorba keyfi (!) yapmayı planlıyordum. Çorbamızı içtikte.
At verir meydan vermez, meydan verir at vermez derler ya.
İnsan bazen: bulunduğu durumdan, yaşadığı hayattan memun olmaz. Hep daha fazlasını, daha iyisini ister.
…Hayatından memnun gibi aynı zamanda, yada hayatımdan memnun olmadığımdan onun yerinde olmayı hayal etmiÅŸimdir. Ulaşılmayan ÅŸey her zaman güzelmidir? Hayallerimiz her zaman güzeldir ve ulaÅŸmak zordur.
Evet güzel bir şehirde yaşıyorum.
Hatırlarım; bu şehirde eskiden işyerimizi komşuya emanet eder kasamızı açık bırakır kepenkleri kapatmadan gönül rahatlığıyla gider işimizi görürdük.
Şimdilerde komşuya yan gözle bakar olduk, komşumuza güvenemiyoruz. Komşuyu geçtim, insanlar ne kadar iğrençleşmiş ki bir Anne kızına olmadık işler yapıyor. İnsanlığınızdan utanıyorsunuz. Cennet annelerin ayaklarının altındadır diyorlar cennetten şüphe etmeye başlıyorsunuz. Dünyanızdan utanıyorsunuz. Evet evet o derece.
Kuran öğrenmek için camii’ye giderdik. Belki ailemiz gönderirdi bizi oraya. Ama içimizde de vardı. Okurduk, öğrenmek isterdik. Yer yer camii’nin içinde (teneffüs aralarında) gevezelik eder hocamızdan azar iÅŸitirdik. Her zaman severdik hocamızı. Yüzünde nur vardı. sanki bizlere doÄŸru yoldasın, yolundan ÅŸaÅŸma diyordu. Susayıpta kana kana su içersin ya, hoca okudukça bizim o yoldaki azmimiz/hevesimiz artardı. Camii’miz parkın içindeydi.
Hani ülkemizin en uzun 3. parkı diye övünürdük. Şehrimizin tam ortasından alleben deresi geçer, sağlı sollu yeşillikle çevrilmiş ucu bucağı görünmeyen bir parktı. Eskiden o dereden kayıkla geçerlermiş, şimdi suyu azalmış. İnsanın şerri bu suyadamı etki etti acaba?
Ha evet, insanların yüzüne nur aksettiÄŸi gibi ÅŸer de aksediyor. Bakınca görüyorsunuz yüzlerdeki ÅŸerri. Oluk oluk akıyor adeta. Yüzleri hiçbir zaman söylediklerini onaylamıyor. İçi dışına yansımış ruhu ne kadar kendi kendini kandırmaya çalışsada bedeni buna izin vermiyor…
Toplu taşıma araçlarında giderken bakıyorsunuz insanların yüzüne. Gerçi yüz’e bakan yok artık. G.t, kalca, basen, içine düşülen geniÅŸ göğüs dekoltesi varken. Baktığınız insan üzerinde çeÅŸitli fanteziler kurmak, tatmin olmak varken neden yüzüne bakasın ki. Artık okullarda cinsel içerikli bilgilendirmeye gidilmesine gerek yok. ÇocuÄŸu bir hafta en iÅŸlek/havalı caddede gezdirin, göreceÄŸini görür. Ay ne hoÅŸ. Bende yüzlerine bakarak çeÅŸitli fanteziler kuruyorum.
Dalgınlar: Dalıp gitmiÅŸler, nerede olduklarını kendileri bilmiyor. Bazen inecekleri yeri unutabiliyorlar o dalgınlıkla. Camdan bakıyor ama göremiyor. Ne hayal ediyorsa onu görüyor. Acaba ailesiylemi kavga etti diyorsun. Acaba ne derdi var diyorsun. Kimden darbe yemiÅŸ kim bilir. Hangi hayalinin içinde boÄŸulmuÅŸ kalmış. Kim hangi d enizde boÄŸulmuÅŸ bilir…
Kırgınlar: Birileri çok canlarını yakmış, belli etmemeye çalışıyor olsada her hallerinden belli oluyor. Çekiniyorlarda. Kim bilir kim kırmış…
Kızgınlar: KaÅŸlar hep çatık, yer yer korkuyorsunuz. Düşünceye daldığınızda iÅŸler deÄŸiÅŸiyor. Kime darılmış kızmışta artık dayanamayıp isyan mertebesine yükselmiÅŸler. KaÅŸları çat çat, yüze vuruyor. İki kaÅŸları arasında inca bir çizgi beliriyor, büzüşüyor. Kim bilir neye kızmış…
Artık gitmem lazım, bir çocuk bilgisayar başında heyecanla oyun oynamayı düşlüyor ve birazdan gerçekleştirecek.

4 Yorum to “Kim Bilir”
Yorum Aparatı







Burak Budak19 AÄŸustos 2008
Allah kimseyi bu duruma düşürmesin … :(
valla halimize şükür etmeliyiz…
hülya19 Ağustos 2008
fotoğraf kadar yazın da çok duygusal ve üzücü.
ama bir o kadar da doÄŸru ve hayatın tam içinden …
hülya24 Ağustos 2008
tekrar okudum bu yazını ve düşüncelerim yine aynı :(
SELİN13 Eylül 2008
bende çok gürüyorum öyle çok üzülsemde elimden birseyler gelmiyor..içim yandı.